Kazım Paşa caddesinde ELEKBER DAYININ LOKANTASI vardı.bir gün oradan geçerken camda bir yazı okuduk.camda aynen-DİLENCİLERE VE FAKİR TALEBELERE YEMEK PARASIZDIR.bunu okuyunca kafamda şimşekler çaktı.arkadaşlara dedimki ben giriyorum içeri.daha onlar ne var ne oldu demeye kalmadan.ben içeri daldım,tezgahta elekber dayı vardı(öldüyse allah rahmet etsin,yaşıyorsa uzun ömürler yaşasın)işte gençliğin verdiği cehaletlik mi desem,yoksa fakirlikmi desem.işte o cahilliği yaptık.
neyse,ben başladım konuşmaya,elekber dayı da beni dinliyordu. dedimki
-amca ben selimin camışlı köyünnenem,kış gıyamet yollar tipiden kapanmış(gerçekten o günlerde o yollar kapanmıştı çünkü okula arkadaşlar gelememişlerdi)evden ne eppeyh nede para gelmedi.men sabağdan beri acam,birez şorvadan zaddan veresen bir garnımı doyuram okula gedecem,geç galmıyım.babana rehmet senin.dedim ve bana keç a balam keç bele bir masada otu indi garson sana yemek getirecek .sağolasan emi dedim.ve aynı anda garsona seslendi-oğlum ustaya söyle bu talebeye yemek çıkarsın.getir ver yesin.dedi.ben hemen kapıya yakın bulunan bir masaya oturdum.anında bir büyük kasede çorba geldi.hemen iki fırtta bitirdim,ardından birde etli yemek geldi onuda bitirmek üzereydimki.o anda kapı açıldı ve arkadaşlardan biri, benim içeride yemek yediğime tahammül edememiş ve benim denediğim yolu oda denemek istemiş ve içeri girdii.başladı anlatmaya-emi ,men yetimem,kimsem yoğdu,yetim yurdunda yatıram,ekmeğimi bazen arkadaşlar verirler bazende aç yatıram.falan filan....o arada mutfak tarafından aşçı elinde kepçeyle patronun yanına geldi ve dediki -elekber emi böyünkü aldığımız tere yağı çoğ ey yağ çığdı,bunnan bir iki teneke alağ sağlıyağ kışın kullanarığ.tamam olur dedi.ve ustaya da bizim arkadaşı göstererek-usta bu yetime birez yemek veresen, kimsesi yoğmuş yetimmiş uşağ.usta arkadaşa baktı baktı ve patrona dediki.
-emi hangi uşağı deyirsen, bele bumu yetimdi.bunamı yemek verim yesin.allah allah sen uşağı tanıyırsanmı o kimdi.
-ay canım men ne tanıyım,ne bilim kimdi.yetimin biridi
-kızgın bir vaziyette, arkadaşa yaklaştı ve içindeki pirinç pilavı bulunan kepçeyle arkadaşın kafasına vurmaya başladı.onlar içerde masaların etrafında koşarken ,zaten kapı kenarında oturmuştum,hemen fırlayıp dışarı attım kendimi.
aşcı haykırarak -elekber emi bu yetim yağ aldığımız adamın,yeğenidi.böyünde aldığım yağı bu gede darttı verdi bize.bu nasıl yetim olar.bizi gandırır.son bir hamleyle kendisini dışarı atan arkadaş iki gün benimle konuşmadı.niyemi sen ne dedin,sana yemek verdiler bana vermediler üstelik birde kepçe kafamızda kırıldı.ya bilirsenmi kafamdaki şişlere değilde yemek yiyemediğime çok üzüldüm.
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız