Ruhumun matemini tutan duvarlara
Dayamış sırtımı, gözlerimdeki sağanaklarla
Soldururken benliğimin senli hayallerini,
Koşamadım peşinden, yakalayamadım, tutamadım,
Adının sonsuzda yiten yankısını…
Şu gördüklerin silik yüreğimde
Kalan hayat artıklarıydı.
Yetmedi bu artık kelimelerin sesi
Haykırışlarımı duyurmaya…
Göremediniz ki hiç biriniz
Ruhuma dar gelen yaraları…
Sensizlikler karabasan olup
İçimde patlattı dilimin küskün çığlıklarını.
Ve kan kustu ruhum sessizliğinde yokoluşların…
Ama fark edemediniz ki bozgunumu,
Savrulduğum dipsiz ölüm saatlerinde.
Söylemiştim ya bir kayboluşmudur bilinmez
Lakin umudum oldun diye,
Öyleymiş…
Belki hala düşe düşe kayboluyorum
Belki imkansızımsın ama varsın
Hasretin uçukladığı dudaklarımdan
Dökülen benim umudum, senin adın…
İşte öylesine senli bir hayaldi ki,
Yalnız bir hapishanenin avlusundan
Özgür yıldızlara dokunmak ister gibi,
Artık göremeyen gözlerimle
Öylece dikilip ışığı bekler gibi…
Öyle bir his tutuyorki ellerimden
Gölgelerimiz ruhlarımızdan daha uzun sanki.
Duman halkaları var rüyalarımda,
Çıplak ağaçların arasından görünen…
Bir de kırılgan bir tını belki,
Durup bunu seyredenlerin sesini duyuyorum.
Kokun ciğerlerime dolunca uyanıyorum
Gözlerimi açınca anlıyorum,
Yine batıdan gelen bir rüzgarmış…
Ve şimdi gündüze gebe karanlığa
Emanet edip buğulu camlarımdaki adını,
Gidiyorum bu yerlerden.
Bir tek gözlerinin karası matemimi
Bir de şimdi buz tutan hayallerimi alıyorum.
Çocuksu bir ümitle,
Belki gelirsin diye
Bir yarımı da bu satırlarda bırakıyorum.
Kim derdi ki gün gelir,
Ecel toplar bıraktığım parçalarımı DİYE
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız